Kyoto Protokolü küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda mücadeleyi sağlamaya yönelik uluslararası tek çerçeve. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi içinde imzalanmıştır. Bu protokolü imzalayan ülkeler, karbon dioksit ve sera etkisine neden olan diğer beş gazın salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa salınım ticareti yoluyla haklarını arttırmaya söz vermişlerdir. Protokol, ülkelerin atmosfere saldıkları karbonmiktarını 1990 yılındaki düzeylere düşürmelerini gerekli kılmaktadır. 1997'de imzalanan protokol, 2005'te yürürlüğe girebilmiştir. Çünkü, protokolün yürürlüğe girebilmesi için, onaylayan ülkelerin 1990'daki emisyonlarının (atmosfere saldıkları karbon miktarının) yeryüzündeki toplam emisyonun %55'ini bulması gerekmekteydi ve bu orana ancak 8 yılın sonunda Rusya'nın katılımıyla ulaşılabilmiştir.
Kyoto Protokolü şu anda yeryüzündeki 160 ülkeyi ve sera gazı salınımlarının %55'inden fazlasını kapsamaktadır. Kyoto Protokolü ile devreye girecek önlemler, pahalı yatırımlar gerektirmektedir. Sözleşmeye göre;
• Atmosfere salınan sera gazı miktarı %5'e çekilecek,
• Endüstriden, motorlu taşıtlardan, ısıtmadan kaynaklanan sera gazı miktarını azaltmaya yönelik mevzuat yeniden düzenlenecek,
• Daha az enerji ile ısınma, daha az enerji tüketen araçlarla uzun yol alma, daha az enerji tüketen teknoloji sistemlerini endüstriye yerleştirme sağlanacak, ulaşımda, çöp depolamada çevrecilik temel ilke olacak,
• Atmosfere bırakılan metan ve karbon dioksit oranının düşürülmesi için alternatif enerji kaynaklarına yönelinecek,
• Fosil yakıtlar yerine örneğin bio dizel yakıt kullanılacak,
• Çimento, demir-çelik ve kireç fabrikaları gibi yüksek enerji tüketen işletmelerde atık işlemleri yeniden düzenlenecek,
• Termik santrallerde daha az karbon çıkartan sistemler, teknolojiler devreye sokulacak,
• Güneş enerjisinin önü açılacak, nükleer enerjide karbon sıfır olduğu için dünyada bu enerji ön plana çıkarılacak,
• Fazla yakıt tüketen ve fazla karbon üretenden daha fazla vergi alınacaktır.
Kyoto Protokolüne göre ülkeler 2008 ile 2012 yılları arasında salımlarını 1990 yılına göre %5.2 düşürmekle yükümlüdürler. Türkiye (şubat 2009 itibari ve meclis kararı ile Türkiye 2013 yılına kadar Ek 2 ülkeleri içinde yer almak ve karbon salım azaltımına bu tarihe kadar gitmemek kaydı ile Kyoto Protokolünü imzalamıştır) Kyoto Protokolünün birçok maddesi BMİDÇS Ek 1'de belirtilen gelişmiş ülkeler için geçerlidir.
Kyoto protokoluna göre Avrupa ülkeleri 1994 yılından itibren Termik santral kullanmamaya başladı.Yatırım maliyetleri,kullanma maliyetleri,topluma zarar maliyetleri,tarım zararları dikkate alındığında kömür enerjisini sorun olarak görmüşlerdir.
1952 yılında Londrada 3 gecede 12 bin kişinin zehirlenmesi ve ölmesi karşısında temiz kömür teknolojisine(filtreleme,buhar,yıkama vs)geçiliyor.Ancak karbon salınımına engel olamıyorlar.Buda yeterli olmayınca enerji sorununa karşın yeni teknolojiler aramaya başlıyorlar.1970 lerden sonra kömür kullanımı sorun yaratmaya(hava kirliliği ve etkileri)başlıyor.1980 li yıllarda kömür terk edilmeye başlıyor.1990 lı yıllarda co2 sera gazı etkisi önlenemiyor.Temiz kömür enerjisinden vaz geçmek zorunda kalınıyor.Arayışlar Güneş,Rüzgar,jeotermel,jeokütle vs başlıyor.Bu nedenle Termik santrallerini bağımlı,gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde kurmak istiyorlar.Çöpünü,kirliliğini orda bırakıp,kredilerle de borçlandırarak eksra para kazanma yoluna gidiyorlar.
KÖMÜR Çöptür.Aynı zamanda kanser hastalığına neden olur.
Geleceği geleceğin planlarıyla proğramlamalıyız.Uzun vadeli düşünmeliyiz.Türkiye Enerji politikasını belirlemek zorunda.Ucuz kredi,uzun vadelerle geleceği karartamayız.Bize sunulan terk edilmiş geri ve zararlı teknolojilerdir.Gelecekte kullanmasak bile 40-50 yıllığına imza attığımızdan ödemeye devam edeceğiz.Hatta yakın zamanda siz kirli teknoloji kullanıyorsunuz,dünyayı zehirliyorsunuz diyerek termik sanrallerin çalışmasınada izin vermeyecekler.Borcumuzu ödemek zorunda kalacağız.Yatırımlarda boşa gidecek.Atıl yatırım ve işgücü kaybolacak.
Dünyamızda sonsuz enerji kaynağı Güneş.Herkese var.Şimdilik bitmesi ihtimali yok.Herkes kullanabilir.Rüzgar da aynı.Dünyamızda 300 ülkede Güneş ve Rüzgar enerjisi kullanılıyor.Almanya da kasabalarda belediyelerce üretiliyor.
Jeokütle
6000 derece yerde ısı var.Deprem ve volkanik yerlerde ulaşılması daha kolay.
Hükümetler çevre zararlarının farkında olup,termik zehirlenmesine karşı alternatif enerjileri teşvik etmelidir.Coliforniya da devlet vergi indirimiyle bu yatırımları teşvik ediyor.
Almanya Rüzgar santralleri işine giriyor.2005 de 5000 mgw ulaşılıyor.Daha büyük güçlü tribünleri yapmaya başlıyorlar.Çin,ABD,AB bunu kullanıyor.Rüzgar en ucuz.Güneşte teknolojiyle ucuzlamaya başladı.Bu nedenle Bugün yapacağımız yanlışlıklar 40 senemize hükmediyor.Gelişmiş ülkelerin vazgeçtiği termik ve nükeerden bizde vazgeçmeliyiz.İmzalar alım zorunluluğu getiriyor.Vazgeçemeyecek parasını ödemeye devam edeceğiz.
Enerjide herhangi bir kaynağın kullanılabilmesi için o kaynağın teknolojisinin hazır olması lazım.
Enerji Kaynağı,teknoloji:çözüm
Sorun:çözüm,enerjinin etkin kullanımı.
Elde ettiğiniz enerjiyi etkin ve sürdürülebilir kullanamıyorsanız yine sorun yaşarsınız.Termikler,nükleer de olduğu gibi.ABD 1978 den beri nükleer santral kurulmamış.1973 den sonra da kararlaştırılan 100 rektörden de vazgeçilmiş.Yüksek yatırım maliyeti,tehlike ve zararı işi bitincede(50 yıl) sökülme maliyeti.Atık sorunu maliyetleri artırıyor.çöpü nereye atacaklarını bilemiyorlar.Nükleer yatırımın 4 katı ucuz ve daha güçlü rüzgar santralleri kurulabilir.ABD nükleeri bitirmiş durumda çöpünü atacak yer arıyor.Küresel Nükleer enerji ortaklığı kurularak,enerji artığı zehirli çöplerini bağımlı,ortağı geri ülkelere yollama peşinde.Nükleer depolama ve temizliği çok maliyetli.50-60 arası Silahlanma için nükleer kurdular atıklarını yakarak Elektrik enerjisi elde ettiler.Bu yüzden Rusya ve fransada elkt.çok ucuzlamış.Halka bedava dağıtmışlar.
Nükleer Kanunu-5067-4462sayılı yasalarımız Nükleerin Barışçı kullanımı adı altında 1970 den sonra Enerjinin etkin kullanımına gidildi.Uzun Vadeli stratejik Enerji planımız olmalı.Enerji konusunda Başka devletlerin telkinlerine göre hareket etmemeliyiz.Almanya ve ABD nükleerden vazgeçti.Türkiye anlaşmalara göre hareket ediyor.Sinop,Akkuyu,İğneada 2020 ye kaymış.Kabul ettiğimizde 20-30 yıl kullanmasak bile ödemek zorundayız.
Çevre ve Enerji Bakanlığının uzun vadeli stratejik planlamaya ihtiyacı var.Politikacıların bilim kurullarına danışmaları zorunlu.Gündemin sürekli değişimi,sosyo ekonomik ihtiyaçlar ,sorunlar bu konuları önemsiz kılıyor.Geleceği Geleceğin planlarıyla yapmak zorundayız.Sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarını savunmak,termik ve nükleer yatırımlara karşı olmak insanlık ve vatandaşlık görevidir.Türçep olarak bu bilinci herkesime yaymayı görev biliyoruz.